AŞK DEDİĞİN!

Murat Kıran
ABONE OL

AŞK

Yavuz Sultan Selim Mısır’a giderken Şam’da konaklıyor. Şam’da konakladığı zaman Yavuz’un yatağını toplayan ibriğine su koyan çarşafını değiştiren bir tane hizmetçisi ile bir gün kapıda göz göze geliyorlar. 

Yavuz Sultan Selim ile göz göze gelen hizmetçi Yavuz’a aşık oluyor. Yavuza aşkını anlatmak için şöyle bir yol seçmiş.
      Okuma yazma bildiğin için bir gün eline bir kalem ve kağıt alarak Yavuz’un  yastığının ucuna bir not bırakır.
       Kişi dertlense derdini nasıl söylesin? 
Akşam olunca Yavuz yatmaya gidince yastığının ucunda ki kağıdı görüp okuyor. Ve şöyle cevap veriyor.
        Durmasın söylesin.
      Sabah olunca cariye Yavuz’un odasını temizlemeye gidince hemen yastığa doğru koşup not yazdığı kağıdın arka tarafına Yavuz not yazmış durmasın söylesin. 
  Bu sefer cariye kağıdın arka kısmına bir soru daha yazmış.
         Korkuyorsa neylesin. Diye cevap veriyor. 
 
Akşam Yavuz odasına gelince hemen yastığın ucunda ki kağıdı kontrol ediyor. Cariye korkuyorsa neylesin diye cevap vermiş. Yavuz da kağıdın arkasına şöyle bir cevap yazmış.
        Korkmasın söylesin.
      
         Üçün gün Yavuz yine otağından geç çıkınca cariye ile kapıda tekrar karşılaşıyor ve cariye Yavuz’a o kadar aşık ki dayanamayıp hayata gözlerinin yumuyor. Yavuz onu orda bırakıyor ve Mısır’a doğru yola çıkıyor.
        
     Çölde ordusu konaklıyor. Gökyüzünde yıldız ve dolunayın olmadığı Bir gece Yavuz teveccüh namazı kılarken karanlıkta dışarda bir patırtı kükürtü sesleri duyuluyor. Yavuz hemen iç elbisesi ile dışarı fırlıyor,  o arada yeniçerilerde dışarı çıkıyor. Yavuz’un önünde bir karaltı geçiyor ve karaltının üzerine atlıyor eline bir yele geliyor yeleyi tutuyor ve homurtular başlıyor. O sorada yeniçerilerde karaltıya saldırıyor. Yavuz pençeleriyle yeleyi tutarak  kafasını çöle vura vura öldürüyor. Sabah olunca Bakıyorlar ki bir aslan sürüsü orduya saldırmış. 

        Ridaniye’yi feth ettikten sonra Yavuz İstanbul’a geri dönüyor ama Zafer kazanmış bir komutan edası ile değil ve şu dörtlüğü yazıyor:

Merdümü dideme bilmem ne fusün etti felek.
Geriyemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek.
Şirrler pençeyi kahrımda olurken lerzan 
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
  
Merdüm göz bebeği demek, Mert adam demek . Felek  acaba benim gözümün bebeğine nasıl bir tılsım koydu nasıl bir sihir bir büyü yaptı ki, gözyaşlarımı akıttıkça akıttı hatta akıtarak kalmadı, gittikçe kana döndü bir ırmak gibi aktı. Şirr erkek aslan demek, aslanlar benim kahır pençemin altında olurken lerzan, inim inim inlerken beni bir gözleri ahuya zebun etti felek.
      Avcı av oldu, ava giden av oldu. İşte aşk Budur.